dibini gördüm yaşamın, küçük çakıl taşlarından ibaretmiş...

Sezai Karakoç’un Leylâ ile Mecnun’u

Herkesçe bilinen, Leylâ ile Mecnun’un âşk hikâyesi, ilk kez Nizami Gencevi tarafından kaleme alınır. Nizami Gencevi, 1140-1209 yılları arasında yaşamış, Kürt Kökenli olup, Azerbeycan’ın Gence şehrinde dünyaya gelir. Eserlerini farsça yazan şair ve düşünür Leylâ ile Mecnun’u mesnevi şeklinde yazar.

Efsânevi hikâye ikinci kez, Mehmed bin Süleyman Fuzûlî tarafından kaleme alınır. 1483- 1556 yıllarında yaşamış olan ünlü şair, Bağdat doğumlu olup Türk divan şâirlerindendir. Divan Edebiyatında aşka, hüzne, güzele müptelâlığı ile anılan Fuzulî, âhvalini şöyle dile getirir;

“Aşk sergeştesiyem seyl-i sirişk içre yerim

Bir hababem ki hevadan doludur pîrehenim”

“Aşk sarhoşuyum; gözyaşı seli içinde yuvarlanmaktayım

Giysimin içinde sanki ben yokum da hava ile dolu bir su kabarcığı var”

Leylâ ile Mecnun Hikâyesi en son ünlü şair yazar Sezai Karakoç tarafından kaleme alınır. 1933 Diyarbakır Ergani doğumlu olan şairin, Şiirler VI leylâ ile mecnun, adlı şiir kitabı Diriliş Yayınları tarafından, 1974-1976-1977-1980 yıllarında Diriliş Dergisinde yayınlanan şiirlerden oluşur. Üç bölüm olarak tasarlanır.

1. Bölüm; Âşıklar, Arap çöllerinde, iki ayrı kavmin çocukları olarak dünyaya gelir. Birbirlerinden habersiz, masum ama kaderleri önceden biçilmiş, âşka, acıya, çöle düşecek iki mazlum insanın doğumu işlenmekte.

Bu kutlu doğum öylesine derin bir iz yaratır ki, artık âşk teraneleri âşkın ağzında aciz kalır. Bu yüzden kahramanların yaratıcısı olan Fuzulî, çağlayan derun-i hali anlatmak için suyu, rüzgârı, göğü konuşturur. Ahmed-i Hani, ünlü Mem û Zîn in âşk destanı kitabında, âşka bulaşan âşıklara şahit olan doğa örgüsünün yanında, mumu, kelebeği, geceyi konuşturur. Sezai Karakoç da kitabını kaleme alırken gökten, rüzgârdan ve yaratıklardan yararlanır. O günün âşk gerçeğine, yakın şahitler arar.

Ahmed-i Hani’in,

“Ev çende li sahîbê cefayê.

Ev renge kesek bi ket wefayê”

“Bu kadar cefa gösteren bir kimseye.

Bir kimse bu kadar vefa göstersin.” beyitlerinde rastladığımız cefa ve vefanın iç içe yaşandığı ruh haline, Sezai Karakoç’un, bir savaş, zafer saymak yenilmeyi… dizesinde de rastlamak mümkün.

Usta Şair, sizi Leylâ’nın ve Mecnun’un doğduğu çadıra götürmektedir. Bu doğuma vakıf olursunuz, çünkü bu doğum sıradan bir doğum değil. Başlayacak ve dillere destan olacak bir yaşamın doğumudur. Şair, beraber büyüyen iki gencin hummalı aşk ateşine ergenlikle girdiklerine inanmıyor. Henüz onlar doğmadan, alınyazılarına ne yazılmışsa onu yaşadıklarını, şu dizelerle ifade eder,

“Ama aşk ki ezeli bir tanışıklıktır.

Doğmadan önce başlamışlıktır.”

Şair Arap kültürüne o kadar âşina ki, çöl, deve, hurma, kervan, sahra v.b. tanımlamalarla asırlar önce yaşanan âşka ve mekâna canlı tanık olmanızı sağlar. Asıl adı Kays olan âşığın, âşk ateşiyle deli divaneye ve çöle düşüşüne, adının Mecnun oluşuna vakıf oluyorsunuz. Kays artık mecnunluğuyla dillerde ve çöllerdedir;

Derler: Mecnun gibi olmuş bu deve işe yaramaz.

Atlar kişneyip eşindi mi yerlerinde

Derler: Mecnunu düşünde mi görmüş bu at ne

Leylâ’nın hali mecnundan farklı değildir ama o çadırdan dışarı çıkmadığından içinde yanan ateşi bilinmemektedir. Tâ ki;

Bir gece ay yırttı Leylâ’nın çadırını

Taşıdı göklere o bâkirenin sırrını

Artık Leylâ’yı kabilesinden isteme zamanı gelir… Ne var ki mecnun diye anılan bir âşığa kız verilmez. Bunun üzerine kavimler arası savaş başlar. Nevfel, ordunun öncüsüdür. Yüreği saf olan Mecnun’u babası camiye götürür, ordularının kazanması için dua etmesini ister. Mecnun’sa Leylâ’nın ordusunun yenilmemesi için dua eder ve şöyle dile gelir;

…Leylâ’nın kabilesi yenilmez ki

“en büyük ordu Leylâ’nın gözleri…

Büyük kıyımlara ve zararlara rağmen Leylâ’nın babası kızını vermez ve evliliklerinin mutsuzluk doğuracağını dile getirerek, Nevfel’i ikna eder. Nevfel ordusunu toplayıp, kavmi terk eder. Savaş durur. Mecnun artık ebedi çölde, Leylâ ise kara yazgısının içinde erimektedir.

2. Bölüm; Sezai Karakoç bu bölümde Fuzulî’nin başlattığı âşk hikâyesini bitirmek istemediğini vurgular. Şairin Kuşkusu adlı şiiriyle şairlere gönderme vardır. Oturup şiir yazacağım demekle şiirin yazılamayacağını, şiirin içindeki ruhun kulağınıza üfürmesi, yüreğinizi tutuşturması ve kalemi şaha kaldırması gerektiğini vurgular. Bu efsunlu halin, şairi tam da şiirin yarısındayken terk edebileceğini, beklemekten başka çare olmadığını, şiir perisinin sizi yoklayacağı zamanı beklemeniz gerektiğini anlatır. Aksi takdirde ruhsuz yazılmış şiirin tadının, çatısının olmayacağı, şairle beraber okuyucuyu da boğacağını ima eder. Parentez şiirinde Fuzulî’nin yılgın halini anlatır. Okuyucu olarak hikâyenin sonunu şairin dilinden bekleme durumundayken Fuzulî’nin hikâyenin sonunu getirmemesi durumuyla karşılaşıyorsunuz. Fuzulî, hikâyeyi zamana bırakmış, Leylâ ve Mecnun’un kendisine yaz demesini beklemektedir.

Fuzulî, Leylâ ve Mecnun kitabına başlarken tevhit ve münacatlar ile başlar. Benzeri durum Ahmed-i Hani’nin Mem û Zîn kitabında da vardır. Hikâyenin sonuna varmak için tanrıya yakarış vardır. Üstat hem bu yakarışı hem de hikayenin gayesini şöyle ifade eder;

Tanrı’ya yaklaşma halini bulmalı.

Kitabın bir ödevi bu…

Ve Mecnun yeniden çöldedir. Öykü Mecnun Yeniden Çölde şiiriyle kaleme gelmiş, Mecnun canlanmıştır. Ancak bu canlanış sıradan bir canlanış değildir. Ruhu acılardan arınmış, gençleşmiş, âşkı boyut değiştirmiştir. Artık dağlarda, çöllerde başka kılıklarla, esrarengiz olaylarla kendini gösterir. Mecnun, Mecnun ve Silahşör- Mecnun ve Rahip- Mecnun ve Toz Bulutu- Mecnun, Mum ve Pervane şiirleriyle insanlık öğretisi yaymaktadır.

Sonu herkesçe bilinen Hikâye, Sezai Karakoç’ta farklı yorumlanır. Leylâ’nın düğünü olur. Düğünü duyan Kays, bu hazin sonu kabul eder, durumu kadere bağlar. Mecnun cephesini şu dizelerle sonlandırır;

…yaşamak Tanrı uğruna Tanrı içindir…

Bir şey değişmez gelse de gelmese de Leylâ.

Farketmez gitse de gitmese de Mecnun Ona…

Böylece Üstat, Mecnun’daki beşeri âşkı burada noktalayıp ilâhi âşka çevirir.

Leylâ cephesinde de durum farklı değildir. Leylâ evlenmiş, kaderine razı olmuştur. İçinde bir gün mecnunun geleceği, yaşamını alt üst edeceği korkusu vardır.

“kapamak istiyordu içinde eskinin kepengini.

Eski öldü diyelim ama neydi yeni.”

Leylâ mecburiyetten durulur, içindeki âşk, mecnundaki gibi Tanrı âşkına dönüşür.

3. Bölüm; Bu son bölümde, Ölüm, Mecnunun Bir Işığa Dönmesi- Leylâ’nın Bir Işığa Dönmesi ve Adak Işığı şiirleri yer alır. İki âşık öldükten sonra ışık olarak gökyüzüne yükselir ve orda tek bir ışığa dönüşürler. İsmi, adak ışığı olur. Yeryüzünde kavuşmak isteyipte kavuşamayan âşıkların uğur saydığı, birleşmek için dua ettikleri bir ışık olurlar.

Bir bezm iki şâha mahfîl oldu

Bir burc iki mâha menzîl oldu

Kabr üstüne koydular nişâne

Fâş oldu bu mâcerâ cihâne

Oldu bir meclis iki sultana otağ;

Oldu bir burç iki mehtaba durak,

Bir taş diktiler o kabrin üstüne

Ve yayıldı bu macera bütün cihana…

Herkesçe bilinen, Leylâ ile Mecnun’un âşk hikâyesi, ilk kez Nizami Gencevi tarafından kaleme alınır. Nizami Gencevi, 1140-1209 yılları arasında yaşamış, Kürt Kökenli olup, Azerbeycan’ın Gence şehrinde dünyaya gelir.

Yorumlar

Emine ERDOGDU(28.03.2015)

Su an bu kitabi okuyorum. Tek kelimeyle elestiri yaziniz cok guzel olmus. Bir Turk Edebiyati mezunu olarak nacizane dusuncemi dile getirmek istiyorum Sezai Karakoc bu eseri ile aslinda Turk gencinin sadece adini bildigi hikayeyi onlara anlayabilecekleri, zevk alabilecekleri sekilde cok guzel anlatmis. Esku yazilan metinleri arastirmayan merak etmeyen yeni nesil bilmemektedir. Sezai Karakoc eski ile yeni arasinda bir kopru kurmus diyebilirim. Illgi de uyandirabilecek bir eser.

Yorum Gönder

 

Son Yorumlar

istanbulu Tataroğlu

(Erda Güncesi / Günce - 2004)

Doğa ile ,doğa hareket ve ...

Sukran Cetinkaya

(Bu Sen Değilsin)

Sen ask abidesisin gercekten ...

Nurullah ULUTAŞ

(Bu Sen Değilsin)

Güzel yürekli ...

Aynur Engin

(Bu Sen Değilsin)

Şiirane dökülen ...

Seval serttaş

(Bu Sen Değilsin)

Yıllarca şiir okuyan ve de ...

Tweeter

Facebook

Leyla Mihrinaz Engin: Harf harf hece hece kelime kelime yanmak gerek...

ÇAĞDAŞ MEDYA | Basın | Yayın | Reklamcılık |