dibini gördüm yaşamın, küçük çakıl taşlarından ibaretmiş...

Yeni Yıl ve Kargalar

Yeni yılın ilk günü. Saat 14;00. Denize bakan evimin mutfak penceresinden izlediğim manzara ve renk eşliğinde keyifli bir kahvaltı yapıyorum. Yılın ilk rengi ve ilk manzarası harika görünüyor. Dağlar ve yerler kardan dolayı bembeyaz. Denizin rengi koyu gri. Ağaçların bir kısmı beyaz bir kısmı kahverengi ve kargalar uçuşuyor gökyüzünde çığlıklar atarak.

 

Telefonuma gelen çağrı ve mesajlarla ilgilenmiyorum bile. Dışarıdaki güzelliğin büyüsüne kapılmış, nefis bir dinginlik ve sessizlik içindeyim.

 

Dışarıda kargalar bazen tekli bazen de grup halinde uçuşuyorlar. Yerdeki ve dağlardaki beyaz kar örtüsüne işlenmiş siyah desenler gibi duruyorlar. Açlar, telaşlı kanat çırpmalarından ve çığlıklarından belli. Balkonumun duvarına yemeleri için ekmek ufalayıp bırakıyorum. Bunu daha önce de yapmıştım, tüm ekmekleri gelip almışlardı bu bana müthiş bir mutluluk vermişti. Özellikle kışın yiyecek bulmakta zorluk çeken kargalara yılın ilk ziyafetini ben çekmek istiyordum.

 

Çayımı yudumluyorum. Elim telefonuma gidiyor. Gelen mesajları okuyorum. Bir dostumun mesajı çok hoşuma gidiyor; yeni yılda yüreğinden kalemine dolan duyguların yeni kitaplara dönüşüp yeni yeni okurlarla buluşsun. Güzel bir dilekti bu. Evet, bu yıl bu dilek gerçekleşsin istiyorum.

 

Sevgili Yayın Yönetmenimden gelen mesaj da; Yeni yılın ilk yazısını ne zaman yollarsın? İçimden; dur hele, henüz yeni yılla girdik, Bismillah, diyorum.

 

Senelerden 2014, aylardan ocak, günlerden Çarşamba, saat 14;00. Bu arada keskin gözlü kargalar balkon duvarına bıraktığım ekmekleri gördüler. Yanaşıp yanaşıp, çığlıklar atıp geri manevralar yapıyorlar.

 

Evet, yılın ilk yazısı derken, sevgili yayın yönetmenim; okuduğum Elif Şafak’ın Ustam ve Ben adlı romanını kapatıp, elime alıp kalemi, açıp ajandamı ilk yazımı yazıyorum.

 

Bir yığın dünya sorunları var biliyorum, memleket sorunları, bölge hatta yaşadığım ilçe de bile sorunlar var. Bunlardan birini kaleme alıp yazmak var belki, devletin çalkalandığı büyük yolsuzluk sorunu belki, bölgeyi ilgilendiren çözüm süreci belki, kar yağmış memleketime odun yok belki, insanların bu gidişat karşısındaki kaygılarını, dizginleyemedikleri öfkelerini, umutsuzluklarını ya da artık birçok insanın yaşam hengâmesinde yüzlerinin nasıl ayakkabı köselesine benzediğini yazmam gerekir belki. Ama şuan kargaları düşünüyorum. Açlar, her taraf soğuk, biran önce gelip almalarını istiyorum ekmekleri. Başka ne yerler acaba?  Kargalar hemen hemen her şeyi yerler. Çöplükleri karıştırırlar. Kurt, fare, böcek, böğürtlen, mısır gibi çeşitli besinlerle beslenirler. Yetişkin bir karga günde 300 gramdan fazla yiyecek tüketir. Kargalar, ceviz, incir, palamut gibi ürünleri tüketirler aynı zamanda doğada yayılmalarını da sağlarlar. Kargaların ekinlere zarar verdiğini düşünürüz oysaki kargalar ekin içerisindeki zararlı ekin ve böcekleri yiyerek daha çok ekinlere fayda sağlar. Kargalar, ömrü en uzun hayvanlardan biridir. Ortalama 14 ile 40 yıl yaşarlar. Çok keskin gözlere sahip olan kargalar kilometrelerce uzaklıkta ki bir yiyeceği gözüne kestirip, yiyeceğin olduğu yere direk uçuş yapabilir. Kargalar oldukça sosyal kuşlardır. Erkek karga kendi eşine ve çocuklarına yaşadığı sürece sahiplik yapar. Kendi ailesinin yanı sıra tanımadığı diğer aile ve başka kuşlara da yardımcı olurlar. Bu yüzden kuşlar arasında, işbirlikçi olarak bilinirler. Leş yiyen türlerine kuzguncuk denir. Kargalar, insanlık tarihinin varoluşundan bu yana varlar. İnsanlar arasında saygın bir yerleri vardır. Haklarında yığınlarca söylemler, hikâyeler ve şiirler yazılmıştır. Bazı ülkelerde kargayı öldüren kişinin lanetlendiğine inanılır. Aynı zamanda kuzguncuğun ölümün ve hastalığın habercisi olduğuna inanılır.

 

Kuranı Kerimde; Allah kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini ona göstermek üzere yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (el-Maide Süresi). Hz. Muhammet bir hadisinde; Karga eti yiyenin cehennem ehli olduğunu, bildirmiştir.

 

Kargalar oldukça zeki kuşlardır. Kendi aralarında eğlenmeyi çok severler. Çığlıklarının bir kısmının kahkaha olduğu iddia edilir.  

 

Kargalar dünyanın her yerinde her şehrinde yaşarlar. Büyük bir hızla ürerler. Bilgeliğin simgesi olarak bilinirler.

 

Bu arada beni mutfak penceresinden görüp korktukları için yanaşmayan kargalar, ben içerdeyken bıraktığım ekmeklerin bir kısmını yemişler bile. Ziyafetim işe yaradı, yeni yılın ilk mutluluğunu yaşadım bile.

 

İlmiyle amel etmeyen hoca, bülbül gibi ötse de kargayla bir tut” atasözünü de yer vermeden geçmek istemedim.

 

Sevgili Yayın Yönetmenim, köşemin adı ince telden, yılın ilk günü kalemime takılan duygu ve düşünceler bunlardı. Ve ben bu yıl tüm dünya insanlarına berrak bir kafa huzurlu bir yürek diliyorum, gerisi sökün gelir.

Ocak 2014

Yeni yılın ilk günü. Saat 14;00. Denize bakan evimin mutfak penceresinden izlediğim manzara ve renk eşliğinde keyifli bir kahvaltı yapıyorum.

Yorumlar

Yorum Gönder

 

Son Yorumlar

istanbulu Tataroğlu

(Erda Güncesi / Günce - 2004)

Doğa ile ,doğa hareket ve ...

Sukran Cetinkaya

(Bu Sen Değilsin)

Sen ask abidesisin gercekten ...

Nurullah ULUTAŞ

(Bu Sen Değilsin)

Güzel yürekli ...

Aynur Engin

(Bu Sen Değilsin)

Şiirane dökülen ...

Seval serttaş

(Bu Sen Değilsin)

Yıllarca şiir okuyan ve de ...

Tweeter

Facebook

Leyla Mihrinaz Engin: Harf harf hece hece kelime kelime yanmak gerek...

ÇAĞDAŞ MEDYA | Basın | Yayın | Reklamcılık |