dibini gördüm yaşamın, küçük çakıl taşlarından ibaretmiş...

“Oynaya oynaya gelin çocuklar”

her dönem bir oyun geliyor bu coğrafyanın başına… neden mi? kendi varlığı batıyor kendi canına…

insan öldürmece...oyunun başka versiyonu…inancı tespih etmiş eline bir grup ummaca, bayrak dikecekmiş toprağa,  göndere çekecekmiş “la ilahe illallah” oyunun adı insan öldürmece. İnne Allahû yeteveffâ…(muhakkak Allah öldürür)

kandırmaca mı oynamadık? öl-öldür yerin cennet…vaat eden herkimse oyunun elebaşı ve bir düzmece…

saklambaç mı oynamadık? gizledik öz- ve özgürlüğü bir karanlık odaya, bul dedik oyunculara “sakın ha göz bandını aralama!”

birdirbir oynadık. bindik sırtına halkın, geçirdik kan emen vampiri sınırın öte yanına.

halkta halk ama ha! sırtı halen eğik, sormadı bir türlü “atlayan kimdi sırtımdan?”

kovalamaca oynadık sonra, çocuklar kaçıştı yalın ayak, genç oğlanlar ellerinde taş, ne de güzel attılar kuyuya…kuyu da dolmadı bir türlü ki bir tas su içseydik bu davadan. devam ediyor oyun, anaların çığlığı ne güzel ritim tutmuş ölüme halay da halay halay da halay…al eline kanlı mendili sen de katıl oyuna. yakalanma ha, geçersin halayın sonuna…

ispiyonlamaca mı oynamadık?…isim istedi oyuncu amcalardan el muhaberatta, savakçı, mit, cia, csıs fbı... sıraladık isimleri yığınca. bize pamuk şekeri vereceklerdi oyunun sonunda… babamızı götürdüler ilkin, oğlumuzu, onurumuzu ve sonra umudumuzu…oyun bu ya; vereceğiz, dediler götürdüklerimizi… sabahı bekliyoruz sabahı, beklemekte ne var ki polis amca… oyunun kuralını unuttun her hal...bizde de sabır diz boyu. bekle bekle çembere yeni oyuncu ekle…

bombalamaca mı oynamadık? öküzlerimizi, katırlarımızı, koyunlarımızı bile alıştırdık oyuna. “havadan geliyor prodetorün sesi desem çık! yağmur yağıyor bereketiyle, dağ yeşilleniyor desem çıkma!

seke seke atladık dağları… çayırı, bayırı çember oynaya oynaya. “oynaya oynaya gelin çocuklar, el ele el ele verin çocuklar.”

namluya sürdük canı cananı… bu da oyunun başka bir versiyonu… insan öldürmece… şeker var karşılığında, öldürdükçe…bitkiyi, toprağı hayvanı yok ettikçe...ne var ki ölmekte öldürmekte, ana dediğin bir daha doğurur câni…acı dediğin nedir ki!

 

07.10.214

her dönem bir oyun geliyor bu coğrafyanın başına… neden mi? kendi varlığı batıyor kendi canına…

Yorumlar

(08.10.2014)

Leyla Mihrinaz Hanım bu kadim ve kıymeti coğrafyanın kalplere hüzün eken halini ne içten ve ne doğru anlatmış..Kalbine sağlık, ömrüne bereket..

Cüneyt ISSI(08.10.2014)

Leyla Hanım, yazınızı bir nefeste ve hüzünlenerek okudum. Kaleminize sağlık. İmalı oyun tekerlemeleriyle ve çocukluğun naifliğiyle hayatın ve acının sertliğini bir araya getirdiğiniz yazınız öyle sahici ki. Bu vesileyle düşüncelerimi ifade etmeme izin verirseniz şunları söyleyeceğim: Bu ülkenin çocuk saflığındaki insanları tarih boyunca bir grup iktidar çılgınları tarafından kullanıldı, onlar yüzünden mutluluğu şöyle doyasıya hiçbir zaman yaşayamadığı gibi, birbirlerini ne kadar sevdiklerini bile söylemeye fırsat bulamadılar. Çünkü, birileri bizleri birbirimize yaklaştırmamak için her türlü fitne fesat yolunu kullandı. Oysa bizler tek yumurta ikizleri gibi, kaderleri birbirine bağlı iki ırkız. Emin olun, birimizin bir yeri acısa diğeri de mutlaka bu acıyı yaşar. Türkiye Cumhuriyeti bizim ve bizler bu vatanda sevgiyle sonsuza dek yaşayacağız. Yeter ki, aramıza hain ve fırsatçıların girmesine; bizler üzerinden iktidarlarını ilan etmek isteyenlere fırsat vermeyelim.

(07.10.2014)

Aynı evrende yaşamamalı cellatlar ve çocuklar. ya ölmeli cellatlar yada hiç doğmamalı çocuklar. Che Guevara

ferhat firatli(07.10.2014)

Biz kürtleri kandirmak cok kolaydir. Ekmegini yediysen bir insanin onu bizden saniriz. Yazinizda belirttiginiz gibi,bizler bir turlu dik durmayi beceremedik ve emperyalist duzenin oyununda hep basrol oynadik. Bu yaziniz bence 07/10/2014 tarihinden onceki Kürt toplum yapisini bize ayan beyan gosteriyor. Cunku bizler hep buyuk guclerin oyununa geldik ve biraraya gelip gucumuzu birlestiremedik.O yuzden de hep kan gorduk,gozyasi gorduk,soykirima ugradik. Bu yalnis pozisyon almalarimiz daha akici bir dille yazilamazdi. Kaleminize,yureginize saglik. Lakin 07/10/2014 tarihinde Kürt halki bu yalnis pozisyon almalardan siyrilip,kenetlendi,bir oldu.Bugun bir devrim yasadi Kürt halki.Umarim bir sonraki yaziniza bu kenetlenis onsoz olur...

Aynur Engin(07.10.2014)

İçim kaldırmıyor artık bu oyunları.Nede güzel kaleme almışsın. oyun ya kardeşim.oyun içinde oyun anlayabilene yüreğine sağlık

Yorum Gönder

 

Son Yorumlar

istanbulu Tataroğlu

(Erda Güncesi / Günce - 2004)

Doğa ile ,doğa hareket ve ...

Sukran Cetinkaya

(Bu Sen Değilsin)

Sen ask abidesisin gercekten ...

Nurullah ULUTAŞ

(Bu Sen Değilsin)

Güzel yürekli ...

Aynur Engin

(Bu Sen Değilsin)

Şiirane dökülen ...

Seval serttaş

(Bu Sen Değilsin)

Yıllarca şiir okuyan ve de ...

Tweeter

Facebook

Leyla Mihrinaz Engin: Harf harf hece hece kelime kelime yanmak gerek...

ÇAĞDAŞ MEDYA | Basın | Yayın | Reklamcılık |