dibini gördüm yaşamın, küçük çakıl taşlarından ibaretmiş...

DENGBÊJLİK VE MEHMET UZUN

 

 “Öğrenciler, iyi yürekliler… Siz halkın sesisiniz. Ruhunun gözcüsü, duygu ve düşüncelerinin elçisisiniz. Acele edin, hazırlanın, benim gibi, dünün ve önceki günün sözünü devralın, sözünüzü ona ekleyin, kendinize göre değiştirin ve geleceğe iletin. Kendiniz yaratın, insanların kaderini ve olayların durumunu söylenecek türkü ve ağıt haline getirin. Onlar, uyumlu ve sanatsal olarak eksiksiz olsun. Halkı dinleyin, ilgi gösterin, onları duyun, sözünüz ve hareketlerinizle yumuşak olun, halkın sözüne değer verin, yanlış ve eksikliklerinizi itiraf edin, halkın sözünü kesmeyin, sabırlı ve geniş yürekli olun. Ülke, halk ve dilinizin çıkarı, selameti ve geleceğini her şeyin üstünde tutun…” Mehmet Uzun, Rojek ji Rojên Evdali Zeynikê kitabında yukarda ki ilkeleri Dengbéjlîk Geleneği İlkeleri olarak Evdali Zeynikê nin dilinden bize aktarmaktadır.

           

Değerli Kürt yazarı ve araştırmacısı Mehmet Uzun’un Kürt Edebiyatına Giriş adlı kitabında “Evdalê Zeynikê’nin bu kısa tavsiyeleri, denilebilir ki, dengbêjlik geleneğinin ilkeleridir.”

 

Halen günümüzde yaşayan bu canlı tarih bütün bu ilkelere riayet etmekte ve yaşatmaya çalışmaktadır.

 

Rüzgar esse kendimi bir köy evinde buluyorum. Dağa dönsem, yiğitlik kavgalarından dönüp geldiği oluyor köylülerin. Bir ovaya vursam, atlar dörtnalla koşuyordur allı pullu. Heybet kokuyor rüzgâr, yağmur, bereket, toprak efsane doğurmuştur… Ta o günden tüter gelir aşk hikâyeleri. Kökü asırlar öncesine dayanan büyük bir Kürt kültür geleneğidir dengbêjlik.

 

Halk ozanları, yazılar, kitaplar, dinlediğim kasetler, sözünü açtığım sohbetler beni alıp dengbêjlerin kendilerine has, birikimli ve tarih kokan yaşantılarına götürmektedir. O zamanlar; kahramanlık savaşları, köy köy dolanmalar, zozanlar, efsanelere dönüşmüş aşk hikâyeleri, ağalıklar, beylikler, değerler, ahlaki, sosyal, ekonomi, ailevi ve kültürel değerler vardı. Maalesef gelişen teknoloji, ekonomi çalkantılar, gelecek ile ilgili kaygılarımız, bizi saydığım bütün o değerlerden uzaklaştırmaya çalışmaktadır.  Sırf bu yüzden hemen hemen hepimiz “ah, ah o zamanlar böyle miydi, eski bayramlar, eski düğünler, eski aşklar, sohbetler hey lê lê hey” diye başlayan iç çekişler ve eskiye kayıp giden bakışların sahibi olduk.

 

Geçmiş ile gelecek zaman arasında iyi bir köprü olmak gerekiyor. Kültürün unutulmasıyla ulusun tükenişi kapıdadır. Günümüz yaşantısı, bırakın kültürü, insan kişiliğini unutturacak, köreltecek hatta bitirecek güçte ve işleyiştedir. Dengbêjlik sahip olduğu bilgiler ile resmen yaşayan tarih gibidir. Şuan sahip olduğumuz bu canlı tarihi çocuklarımıza, torunlarımıza aktarmak zorundayız aksi takdirde ciddi bir kayıp olur. Bu canlı tarihi ayakta tutan bir yığın gerekçeleri vardır. Onlar klamlarını söylerken ya da o öykülerini anlatırken her an ağlamaya meyilli olmaları yüreklerindeki hassasiyeti göstermektedir. Yürekleri adeta işlenmemiş saf bir elmas gibi orta yerde durur. Onlar anlattıkları aşkların, tarihlerin, kavgaların başkahramanları gibidirler.  Doğru olanı yaşamışlar ama zulüm ama kan ama sürgün ama ihanet ama aşk ama yaşamışlardır.

 

Toprak gibi bölünmüşlüğü yaşar dengbêjler. Coğrafyası gibi dilleri de rengârenktir. Yazılı edebiyatın sürgün, hapis, işkence yaşadığı bu coğrafyada sözlü edebiyatın yeri hiçbir zaman kaybolmadı. Kürt edebiyatını asırlar öncesinden taşıyıp getiren dengbêjler aynı zamanda tarihi, gelenek ve göreneği de taşıyıp getirdiler.

 

Ve değerler. Bitmemiş toplumsal değerler. Hiçbir şekilde iletişimin olmadığı zamanlarda, böylesi olup biten bütün aşklardan, kavgalardan, kahramanlıklardan, zulümden, sürgünden haberdar olmak, olup bitenden sorumluluk duymak onların doğasında vardır. Dökülen kanın ağıt olabilecek kadar değerli olması, aşkların asırlarca sürmesi, bitmeyen aşklar uğruna her şeyi ama en başta da ölümün göze alınması dile kolaydı. Günümüz yaşantısıyla kıyaslanır gibi değil. Onların dünyasına girdikçe Kürt tarihinin sözlü edebiyatında yatan, işlenmesi gereken bir yeryüzü kaynağı olduğunu gördüm.  Mehmet Uzun’un Dengbêjlerim, Kürt Edebiyatına Giriş, Rojek Ji Rojen Evdalê Zeynikê, Salihê Kevirbiri’nin Bir Çığlığın Yüzyılı Karapetê Xaco kitaplarında anlatılan ve yazılan dengbêjlik geleneği geleceğe ışık tutacak niteliktedir. Özellikle Mehmet Uzun’un Kürt Edebiyatına Giriş adlı kitabında Kürt Edebiyatının 1.000 yıllardan bu yana ki seyrini, dört parçaya bölünen Kürt coğrafyasındaki dörde bölünen edebiyat ve kültürde yaşanan zorluklar işlenmiştir. Şimdi dahi dilin, ırkın istismar ve inkâr edildiği bu coğrafyada yaşayan dengbêjler bir nebze de olsa umut vericidir.   Düşününce bu coğrafyada yaşayan insanların doğuştan bir hüner ve ebedi kişiliğe sahip olduğu apaçıktır. Ancak ellerindeki tek malzemeleri dildir.

 

“Dil; duyguların ana yurdudur” diyor Mehmet Uzun

 

 

Dengbêjler yaşama sestirler. Susmasını bilmeyen alttan alta kaynayan yanardağ lavıdırlar. Püskürünce göğün renk değiştirdiği, taş kalplerin eriyip yok olduğu, âşıkların bir daha doğmak adına ölüp ölüp dirildiği haldirler. Püsküren lavın dağ eteklerinde kayalaştığı, kayanın taş, taşın yıla, yılın asra vurduğu demdirler.

 

Onlar asırlar öncesinin tanığıdırlar. Katliamlardan kurtulanlardır. Meydanlarda at koşanlardır.

 

Onlar sevgiliye ulaşamayanlardır. Sevgili uğruna dağa çıkmış, çöle vurmuş, diyarlardan kovulmuş, kılıç sallamış kara sevdalı âşıklardır.

 

Onlar sestirler. Sesin içinde çağlayan içli neydirler. Raks eden yedi telli saz –tembur-durlar.

 

Onlar deng-bêj-dirler. Deng-tirler.

 

Yine, Mehmet Uzun'un Rojek Ji Rojen Evdalê Zeynikê kitabındaki Evdal Zeynikê kendi etrafında toplanan öğrencilerine şöyle bir öğüt verir; Şagirtino… siz söylediklerinizden emin değilseniz söylemeyin. Parçaların üzerinde çalışın. Söylemleriniz ve stranlarınız sizi titretmediyse, yüreğinizi yakmıyorsa ve ruhunuz ısınmıyorsa o zaman siz konuşmalarda bulunmayın ve stran söylemeyin…”  

 

Ağır hava şeklinde söylenen stranda acının makamı vardır. Acının makamı daha da derindir.

 

Seste acı vardır.

 

Dengbêj sesin ve acının taşıyıcısıdır.

“Öğrenciler, iyi yürekliler… Siz halkın sesisiniz. Ruhunun gözcüsü, duygu ve düşüncelerinin elçisisiniz.

Yorumlar

İzzettin Oktay(26.11.2014)

Dengbêjlerden ilham alan ve yüreğindeki sızıları Türkçe dile getiren bölgemizin çılgın kadın şairin yazdığı imgeler geleceğe ışık tutacak niteliktedir. Bu değerli çaba ve araştırıp yazma zahmetin için teşekkürler. Yukarıda yazdığın mısralar arasındaki terin hiç kurumaması dileklerime yüreğine sağlık güzel insan.

Yorum Gönder

 

Son Yorumlar

istanbulu Tataroğlu

(Erda Güncesi / Günce - 2004)

Doğa ile ,doğa hareket ve ...

Sukran Cetinkaya

(Bu Sen Değilsin)

Sen ask abidesisin gercekten ...

Nurullah ULUTAŞ

(Bu Sen Değilsin)

Güzel yürekli ...

Aynur Engin

(Bu Sen Değilsin)

Şiirane dökülen ...

Seval serttaş

(Bu Sen Değilsin)

Yıllarca şiir okuyan ve de ...

Tweeter

Facebook

Leyla Mihrinaz Engin: Harf harf hece hece kelime kelime yanmak gerek...

ÇAĞDAŞ MEDYA | Basın | Yayın | Reklamcılık |