dibini gördüm yaşamın, küçük çakıl taşlarından ibaretmiş...

Serzeniş

Şiire bulaştım ilkin, göğü yere indirdim, yeri göğe çıkardım. Dağ bana konuştu, su bende dalgalandı. Göbeğimde yuvalandı karınca. Ağaç kovuğu oldum, gövdesi, dalları bazen, dallarımı budadım sonra. Döküldü gazellerim, bir daha yeşerdim, bir daha, bir daha. Balıklar bende avlandı, kulaç oldum suda, kum oldum bazen orta yerinde okyanusun, okyanus oldum bazen bir damla suda.

 

Şiire bulaştım ilkin. Sevgili oldu her hece, kelime, mısra ve kıtalar. Dost oldu her imgem, her serzenişim, her mana.

 

Türküye bulaştım sonra, memleket türküleri döküldü dilimden, “lori lori, ninni yavrum ninni.” Sevda türküleri yaktım, avaz avaza “yarim yarim.” Nağme bedenime dolandı, bedenim sazın bir tek teline. Mızrap yüreğime değdi, yüreğim türkünün her haline.

 

Denemelere dönüştü yaşam taktiğim, deneme yazılarıyla. Her haline dokundum yaşamın. Yol oldum, uzadım uzadım kayboldum. Kayboldum, ay buldu beni gecenin en kuytu yanında. Denemeler yazdım, denenmiş ve denenmemiş yaşama. Irgata bulaştım, bükük beline, nasırlı eline, umuduna, umutsuzluğuna.

 

 

Dilenen bir çocuk oldum kaldırımlarda, mendil parasına, sümüklü, elleri donmuş, yırtık pabuçla. Bir kız çocuğu oldum, kaderden ürken, korkan, hırpalanan, yarası yüreğinde saklı, yazgısı kör beyinlerde birer hesap tahtası. Kız oldum, vuruldum, kaçırıldım, öldürüldüm, yakıldım. Arkamda sadece birkaç gözyaşı, yaşamın içinde mum gibi yanıp yanıp kayboldum. Kadın oldum sonra, en mahrem yerimde besledim insanı, insanlığı. Değerimi bilen de oldu, bilmeyen de. Düştüm kalktım, ne düşmeler vardı farkına, ne kalkmalar.

 

 

Denemeler yazdım, denenmiş ve denenememiş yaşama. Zengine bulaştım anlamak için dünyasını, fakir oldum anlamak için hülyasını.

 

 Zaman, yüzümde bir ressam fırçası gibi ördü gergefini. Siyahı beyaz, pembeyi solgun yaptı sonra.

 

Erkek oldum, sırtladım yüklenen zorlukları. Erkek oldum, taşıdım beynime empoze edilen düşünceleri. Dünyayı kurtaracaktım, yaşama taç örecektim. Sevecektim bir kadını en sevilecek yanından. Savaşçı oldum, savaştım yaşam arenasında. Vuruldum, vurdum, öldüm, öldürüldüm. Böyle geldim, böyle gittim, böyle gitmemek adına.

 

Öyküler yazdım sonra. Dünyalar kurdum, topraktan, sudan ve çamurdan insanlar. Kahramanları vardı öykülerimin, yiğit, korkak, cesur ve ufak. Öldürdüm kahramanlarımı bazen, bazen kahramana vuruldum, düştüm yere, upuzun kanlar içinde kıvranarak.

 

Romanlar yazdım sonra, deli gibi sevenler, kavuşanlar, kavuşmayanlar. Yenenler yenilenler. Mekân ördüm onlara, yıktılar, yıkıkları verdim, onardılar. Asiydiler, asildiler. Öldüler, öldürüldüler.

 

Bir gözüm, benim olmadı hiç. Benim için görmedi, benim için bakmadı hayata. Sizindi bir gözüm, görmekten kör olacak kadar sizin.

 

Bir kulağım benim olmadı hiç, sizin için duydular, sizin için sağır olacak kadar sizin.

 

Burnumun bir deliği, sizin için soludu her havayı. Hem güzeli, hem felaketi kilometrelerce uzaktan hissedecek kadar sizin.

 

Küçük dilim, bana konuşur, dilim size. Dilim keskin olduysa bazen, hançer kestiğinden.

 

Yer tutmadı ayaklarım. Ya yer yoktu ya da ayaklarım. Hep arafındaydım hayatın. Bu yüzden mecnuna çaldı rengim. Vuruldum Leyla’nın türlü hallerine, Aslı’nın yakan ateşi, Zin’in zindan öyküsüne.

 

Ve anlamadık birbirimizi, bütün şiire, öyküye, türküye rağmen. Yüreği ile oynayan bir haylaz çocuk sandınız belki ya da yüreğini kanatmayı seven yarı şizofren.

 

Merdivenlerim oldu hep. Hep ilk basamakta kaldım ben.

 

Tırmanın merdivene ey şiirimin, öykümün, türkümün kahramanları. İlk basamağa sürdüğünüz kirli postalın çamurunu temizlerim ben.

Şiire bulaştım ilkin, göğü yere indirdim, yeri göğe çıkardım. Dağ bana konuştu, su bende dalgalandı. Göbeğimde yuvalandı karınca.

Yorumlar

Yorum Gönder

 

Son Yorumlar

istanbulu Tataroğlu

(Erda Güncesi / Günce - 2004)

Doğa ile ,doğa hareket ve ...

Sukran Cetinkaya

(Bu Sen Değilsin)

Sen ask abidesisin gercekten ...

Nurullah ULUTAŞ

(Bu Sen Değilsin)

Güzel yürekli ...

Aynur Engin

(Bu Sen Değilsin)

Şiirane dökülen ...

Seval serttaş

(Bu Sen Değilsin)

Yıllarca şiir okuyan ve de ...

Tweeter

Facebook

Leyla Mihrinaz Engin: Harf harf hece hece kelime kelime yanmak gerek...

ÇAĞDAŞ MEDYA | Basın | Yayın | Reklamcılık |