dibini gördüm yaşamın, küçük çakıl taşlarından ibaretmiş...

“Belki de Ben Hiç Doğmadım”

Kafamdaki Bitler Romanı, seksen üç yaşındaki Piç Neytullah ile yapılan röportajlardan kaleme alınmış trajikomik bir yapıttır. Aykırı ama çekici, komik ama dramatik,  sıradan ama düşündüren yaşam kesitlerinden oluşan roman, iki bölümden oluşmuş olup, ilk bölümü kahramanın yaşadığı dönemi, ikinci bölümü kahramanın öldükten sonra hakkındaki yorumlarına yer vermektedir.

 

 

Yazar romanın her ne kadar kurgu olduğunu söylese de, kitap içerik ve kaleme alınış ustalığı ile tamamen gerçeğe yakın bir akış içindedir.

 

 

Kafamdaki Bitler Romanı, yazılış şekliyle durum öyküsü gibi duruyor. Çünkü anlatımlarda bir olay zinciri yok. Anlık ve günlük yaşanılanlarla ilgili küçük kesitler aktarılmış. En önemli öğesi, kahramanı ve kahramanın yüzeysel olarak yaşadıklarından okuyucuya aktardıklarıdır. Anlatımlarda zaman ve mekân belli değildir. Roman gibi de duruyor, çünkü kahramanın yaşayışını, serüvenle, düşünceyle, inandırıcı bir şekilde kahramanın dili ile aktarmıştır. Bu kitap, kahramanın dilinden, yaşadıklarını olduğu gibi, sansürsüzce aktarması, saptırmaması ve içtenliği ile kaleme alınması açısından romandır, ancak bu romanda, alışageldiğimiz giriş, gelişme ve sonuç düzenine rastlayamazsınız. Röportaj da diyebiliriz. Çünkü özellikle yirmi birinci yüzyılda kendisini gösteren bu anlatı türü yazarın, kahraman ile video, bilgisayar, ses kayıt cihazları gibi alıcılar ve iletişim yoluyla bağlantı kurduktan sonra kaleme aldığı bir anlatı türüdür. Bu roman, farklı yazılım şekliyle, hangi anlatım tarzına girdiğini okuyucuya düşündürten bir kitaptır. Ancak işlenen konunun inceliği ve çekiciliğinden dolayı bu tanımlamalara çokta takılmıyorsunuz.

 

 

Birçok açıdan ele alınması gereken Kafamdaki Bitler Romanı, ilk etapta sizi psikolojik açıdan etkiler. Çünkü kitabın kahramanı olan Piç Neytullah, cinsel, dinsel, toplumsal kaygılarından arınmış, beyniyle aktarmak istedikleri arsında hiçbir sınırı olmayan usta bir öğreticidir. Kahraman, yaşadığı döneme göre zihinsel anlamda aydınlanmış, yaşama şekli ve konuşma üslubuyla, okuyucu ve toplumu hem ürkütüyor, hem düşündürüyor hem de güldürüyor. Ürkütüyor, çünkü alışılmışın dışında, toplumun ayıpladığını, yasakladığını cesaretle yaşıyor.

 

 

Kafamdaki Bitler Romanı, cinsel bir de öğreti içermektedir. Kahraman cinsel yaşamında kendisini çok rahat ifade edebildiği, cinsel yaşamını cesaretle yaşayabildiği için, yer yer dışlanmış, yer yer özenilmiştir. Ancak kendisini çekinmeden, ifade edebilmekte, cinsel söylemleri rahatlıkla telafüz edebilmektedir. Kahraman, sırf bu yüzden, gönül rahatlığı ile ölüme hazırdır.

 

 

Hindistan asıllı düşünür olan Jiddu Krishnamurti’nin İlişki Üzerine adlı kitabında belirttiği şu düşüncesine değinmeden geçemeyeceğim; bizim düşüncemiz hazza dayalıdır. Yalnızca fiziksel olarak değil, içsel olarak da çok acı, çok sıkıntı, çok endişe, korku, dehşet, umutsuzluk yaşamışsak da, bunların hepsi haz duyarak yaşama ve bütün değerleri kurma isteğinin sonucunda ortaya çıkar.  Bireyin, ancak sessiz, dingin ve farkındalıkla, tüm yaşamla bütünleşerek yaşaması halinde, gerçeğin, hakikatin kendiliğinden geleceğini savunan Krishnamurti’nin bu belirlemesi, kahramanın kendine has duruşu, rahatlığı, ifade şekli ve ruhani dili ile son derece ilintilidir.

 

 

Piç Neytullah’ın yaşadığı toplumdaki din yapısını ve dini dayatmaları da incelemeden geçmemek lazım. Yazar, son derece seçici,  akıcı ve çarpıcı kelimelerle kaleme aldığı romanda, yan figüranlarından olan Hıristiyan Pavlov, Şeyh ve Mele’ler (Din Hocaları) aracılığı ile dini öğretilerde bulunuyor. Şeyh, insanları manipüle ederek, oynadığı oyunlar, söylediği yalanlar,  suni cennet vaadiyle Haşhaşi lideri, Hasan Sabbah’ı anımsattırmaktadır.

 

 

İslam Dini’nin bir Hıristiyan’a yaptırdığını, şeyh ve melelerin tamamen yalanlar ile halka empoze ettiği dini bilgilere de tepki duyan ve nerdeyse ateist olarak anılan kahramanın bu tutumu, okuyucuyu, Erdoğan Aydın’ın Nasıl Müslüman olduk kitabına yöneltebilir. Hz. Muhammed’in ölümünden hemen sonra Arap bedevilerinin Kürt ve Türkleri Müslüman yapma adına 400 yıl süren kırım savaşını irdeleme ihtiyacı duyurabilir. Bu roman aracılığı ile bölgede yaşanan başka din mensubu insanlara yapılan şiddete de tanık olmaktayız.

 

 

Yazar, dönemin ve bölgenin kültürel yapısına da dikkat çekmiştir. Erkeklerin dört kadınla evlenebilmesi, toprak yüzünden çıkan kavgalar, cehaletten kaynaklanan haksızlıklar, küçük yaşlarda evlendirilen kızlar, bunun sonucunda oluşabilen intiharlar, duygu ve düşüncelere verilmeyen önemden dolayı evden kaçmalar, cinsel yaşamın ayıplanması sonucu yaşanan ensest, biseksüel,  zoofili (insanların hayvanlarla cinsel münasebeti) hakkında verilen bilgiler,  okuyucuyu derin bir şaşkınlık ve düşünceye itmektedir.

 

 

Tüm anlattıklarımın dışında, kahramanın okuyucuya göndermelerine de yer vermek gerekir. Kahraman, kendi içinde bir uyanışı fark etmiş, farkındalığını artırmış bilge bir kişidir. Yaşamak ve dile getirmek istedikleri arasında hiçbir engel tanımaz. Çünkü o yaşamın anlamına varmış, olmakla olmamak arasındaki ince çizgiyi kavramış, zorluklarla ince bir alay içerisinde, yaşadıklarını da mizahi bir dille anlatmaktadır. Yaşı seksinin üzerinde olan bu bilge kişinin etrafında iki kuşak sonrası vardır. Torunları olarak kaleme alınan bu kuşakla diyalogunun iyi olması, onlarca anlaşılıyor olması da enteresandır. Kahraman kendi kuşağındaki insanlar tarafından yadırganmıştır. Çünkü o, kuşağın alışık olmadığı bir tarz ve düşünceyle yaşamaktadır.

 

 

Gizli bir kahraman olarak arka planda yer alan dede figürü de ilginçtir. Dede, arka plandaki bilge kişidir. Bu özelliği gereği, kahramanla iyi diyaloglar içerisindedir.

 

 

Sedat Sezgin, olay örgülerini, çekinmeden ve çok ustaca kaleme almıştır. Kelimeleri oldukça itinayla seçmiş, müstehcen, erotik aktarımlardan çekinmemiştir. Trajikomik bir üslupla kaleme aldığı romanı ile kendisi hakkında da fikirler vermektedir.

 

 

Kahramanı usta bir kalemle dillendiren yazar, Kürt geleneğinin edebi bir akımı olan Dengbêjlik oluşumunu hatırlatmaktadır. Geniş bir hafıza, anlatım ve müzik yeteneğine sahip olan dengbêjler, dile getirdikleri şarkılarıyla (klam) ve hikâyeleriyle (çirok) bir ilgi odağı olup, aynı zamanda tarihi olayları, efsaneleri, kahramanlıkları dille getirmekteler. Piç Neytullah bir dengbêji de andırmaktadır. Müslüm Yücel’in Edebiyatta Ölüm ve İntihar adlı İnceleme kitabında değindiği gibi; Kürtlerin yaşamı ile yaptıkları müzik arasında oldukça eski bir birliktelik vardır. Ve bu birliktelik Kürt dilinin, tarihinin ölmemesini sağlar. ..ve bu tarihselliğin mümessilleri dengbêjlerdir.(Kürt Ozanı)

 

 

Mehmet Uzun, birçok kitabında dengbêjlerden yararlandı. Onlardan, fikir, hikâye ve şarkılar topladı. Sedat Sezgin’in de toplumun bilge bir insanı aracılığı kurgulayıp, kaleme aldığı Kafamdaki Bitler adlı romanı, okunmaya ve yorumlanmaya değer bir kitaptır.

 

Kafamdaki Bitler Romanı, seksen üç yaşındaki Piç Neytullah ile yapılan röportajlardan kaleme alınmış trajikomik bir yapıttır

Yorumlar

Yorum Gönder

 

Son Yorumlar

istanbulu Tataroğlu

(Erda Güncesi / Günce - 2004)

Doğa ile ,doğa hareket ve ...

Sukran Cetinkaya

(Bu Sen Değilsin)

Sen ask abidesisin gercekten ...

Nurullah ULUTAŞ

(Bu Sen Değilsin)

Güzel yürekli ...

Aynur Engin

(Bu Sen Değilsin)

Şiirane dökülen ...

Seval serttaş

(Bu Sen Değilsin)

Yıllarca şiir okuyan ve de ...

Tweeter

Facebook

Leyla Mihrinaz Engin: Harf harf hece hece kelime kelime yanmak gerek...

ÇAĞDAŞ MEDYA | Basın | Yayın | Reklamcılık |