dibini gördüm yaşamın, küçük çakıl taşlarından ibaretmiş...

Okuma ve Özgüven

Okumak, insanda bilgi birikimi yaratarak, insanlara ve yaşama geniş perspektiften bakmayı sağlar.

 

Okumak, insanlar arasında sağlıklı iletişim sağlayarak, insanın kendini ifade edebilmesini sağlar.

 

Okumak, insanda algılama, yorumlama, hesap yapma, bir araya getirme yeteneği sağlar.

 

Okumak, fikir sahibi yapar. Tüm dünyayı izleme, gözleme ve analiz yapma yeteneği sağlar.

 

Kitap okunmadıkça, kültürel anlamda gelişim sağlanamayacağı gibi teknik ve bilim çağının gerisinde kalınır.

 

Kitap okunmadıkça, sürekli ezen ve ezilen durumuyla karşı karşıya kalınır. Yöneten, egemen sınıfa teslim olunur.

 

Dünyayı saran kapitalizm ve güç dünyası son derece taktik sahibidir. En büyük taktiklerinden biri de on yıllardır insanların kucağına oturtmuş olduğu etnik köken( ırk) ve inanç (din) kavramıdır. İnsanları bu iki olguyla uğraştırıp, tabiri yerindeyse bileleyip karşı karşıya getirmektedir. Bu duruma, Türkiye ve Ortadoğu’da bir türlü bitmeyen din ve ırk savaşlarına örnek vermek mümkün. Türkiye ve Ortadoğu topraklarında mevcut din ve halk karşı karşıya gelirken, büyük kapitalist devletlerin, sözüm ona savaşı bitirip uzlaşma yaptırma taktiği ile yangına körük ile gelmesi, en büyük örnektir. Benzeri savaşlar yüzyıllardır dünyanın ayrı ayrı yerlerinde sürüp gitmekte ve maalesef kapitalist güç, çözüm üretmektense bilakis sorun üretmektedir.

 

Bu iki olguyla uğraşan insanlar (din ve ırk), ne yazık ki nerdeyse felsefeyi, bilimi, insanlığı, sosyaliteyi, sanatı, edebiyatı v.b.unsurları unutmuş durumdalar. Sadece bu iki olgu üzerinde yoğunlaşan insanlar, kavgasını verdikleri ırkı ve inancı dahi unutmuş vaziyetteler. Mevzunun özü âdete unutulmuş durumdadır.  Yeterince kitap, gazete, dergi okunmuş olsaydı, insanlık ezici güce, başka fikre ve emele teslim olmayacaktı çünkü insanlık özgüven sahibi olacaktı.

 

Özgüven kavramının altını çizmek gerekir.  Özgüvenin sözlük anlamı; bireyin kendisinden memnun olması, kendisi ve çevresiyle barışık yaşamasıdır.

 

Tanımından yola çıkarak, özgüvene sahip insanlar ilişkilerinde pozitif, fikir sahibi, aktif, şüphe duymayan, boyun eğmeyen, eleştirilere açık, güven veren, psikolojik olarak sağlam yapıya sahip, aşağılık duygusuna kapılmayan, sevgi dolu insanlardır.

 

Özgüvene sahip olmayan insanları tersi olarak düşünmekte fayda var. Özgüven eksikliği duyan insanlar; aşağılık duygusu, kendisinden ve çevresindeki insanlardan sürekli şüphelenme hali, pasiflik, aşırı uyum gösterme halleri, eleştirilere kapalı, depresyon, sevilmediğini sürekli hissetme gibi hallere sahiptirler.

 

Özgüven ve özgüvensizliği elbette ki tetikleyen birçok durum vardır. Ancak özgüvenin temelinde yatan unsurlardan biri de okuma alışkanlığıdır.

 

Özgüvene sahip insan, kirli emellere aracı ve araç olmaz.  Özgüvene sahip kişinin beyni aydındır. Muhafazakâr değildir. İleriyi gören, değişime açık, insan sevgisi ile dolu demokrat beyne sahiptir.

 

Özgüvensizliğin altında birçok sebebin yanı sıra okumama alışkanlığı da yatar.

Özgüvenden yoksun insanlar, her an kötü emellerin aracı olabilirler. Egemenin, sömürenin, kapitalizmin kirli çarkını çeviren pasif, fikirsiz, korkak ve çıkarcı olabilirler.

 

Şöyle veya böyle ister özgüven sahibi olsun ister olmasın, “insan olduğu” olgusu da bertaraf edilmemeli. Burada gayem okumanın önemine dikkat çekmekti. Bu anlamda farklı internet sitelerinden derlediğim okuma hakkında ki bazı bilgi ve istatistikleri paylaşmamda fayda var.

 

“Japonya’da kişi başına düşen kitap sayısı yılda 25, Fransa’da 7. Türkiye’de ise yılda 12 bin 89 kişiye 1 kitap düşüyor. “

 

“ Milli Eğitim Bakanlığı’nın gençler arasında yaptığı bir araştırmaya göre; son bir ay içinde okuma oranları;

%61 hiç kitap okunmamıştır.

 

%13,4 kitap okumuştur.

Kültür Bakanlığı’nca yapılan istatistiklere göre;

Bir yılda basılan kitapların çeşitli ülkelere göre sıralanışı;

ABD 85.121

Japonya 42.217

İngiltere 64.761

Almanya 64.761

Türkiye 6.151

Gazete okuyanların nüfusa oranları şöyledir:

Japonya % 62

Almanya % 48

Türkiye % 5”

 

“Türkiye’deki kahvehane ve kütüphane sayılarının kıyaslaması şöyledir:

Kütüphane sayısı 1412

Kahvehane sayısı 570.000

Buna göre: 49.500 kişiye bir kütüphane düşerken, 122 kişiye bir kahvehane düşmektedir.”

 

“Gallup firmasının yaptığı bir araştırmaya göre bazı ülkelerdeki kitap okuyanların nüfusa oranları şöyledir:

Japonya % 14

ABD % 12

Almanya % 11

İngiltere % 11

Türkiye % 0,01”

“ UNESCO tarafından yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de okuma alışkanlığı yok denecek kadar az. Avrupa’da yüzde 21 olan kitap okuma oranı, Türkiye’de sadece on binde bir.”

 

“Yılda kitaba ayrılan süre bir günlük TV izleme süresiyle aynı: 6 saat”

 

“Kitap Türkiye’deki ihtiyaç maddeleri listesinde 235’nci sırada yer alıyor.”

 

“Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Gülmira Kuruoğlu, bu konuda şunları söyledi:

“Beynimiz sağ ve sol hemisferlerden oluşmaktadır ve kitap okurken biz ağırlıkla sol hemisferimizi geliştirmekteyiz. Bu da mantıksal matematiksel ve sözel hemisferdir ama televizyon izlerken biz sadece sağ hemisferi geliştirmekteyiz. Yani sol hemisfer bayağı geride kalmaktadır. Bu da beynin tüm olarak gelişmesini, oluşumunu etkilemektedir.”

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünce hazırlanan “Türkiye Okuma Kültürü Haritası Projesi” tamamlandı. Araştırma sonucuna göre, İstanbul ile Muş, Bitlis, Van ve Hakkari’nin ortak bir noktası var; bu iller en çok “aşk” kitabı okuyor. -Güneydoğu’daki illerden Batman, Siirt, Mardin ve Şırnak ise “psikoloji” temasını tercih ediyor.”

“Türkiye’de yılda 12-13 kitap ile en fazla kitabı Erzurum ve Erzincan okuyor, ancak okunan kitapların çoğunu dini içerikli yayınlar oluşturuyor.”

“Kitap Rastgele Seçilip, Düzensiz Okunuyor  (% 45.3) Seçici ve düzenli okuyanlar:

7-14 yaş grubundaki bireyler (% 35.4)

 Kadınlar (% 29.1) Yalnız yaşayanlar (% 32.4)

Eşi hayatta olmayanlar (% 30.1) Bekarlar (% 29.0)

Aylık 5000 TL’den fazla geliri olanlar (% 41.2)

Evinde internet bağlantısı bulunanlar (% 26.4)

Yaşamının büyük kısmını kentte geçirenler (%30)

Seçici ve düzenli okuyanlar (Yılda ortalama 14.5 kitap okuyor)

 

Kamu çalışanları (% 36.8)”

 

“Demokrat Eğitimciler Sendikası Araştırma Merkezi (DESAM) raporuna göre, Türkiye’de okuma alışkanlığı yok denecek kadar az. AB ülkelerinde yüzde 21 olan kitap okuma oranı, Türkiye’de sadece yüzde 0,01.”

 

“Toplam nüfusu sadece 7 milyon olan Azerbaycan’da kitaplar ortalama 100.000 tirajla basılırken, Türkiye’de bu rakam 2000 - 3000 civarında basılmaktadır.”

 

Dünyada Bir Yılda Ders Kitapları Hariç Basılan Kitap Sayısı

 

Amerika  72 000

Almanya 65 000

İngiltere  48 000

Fransa    39 000

Brezilya  13 000

Türkiye   6 031

 

“İdefix.com isimli internet alışveriş sitesi, Türkiye’de en çok kitap okunan şehirleri, İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli ve Antalya olarak belirledi.”

Okumak, insanda bilgi birikimi yaratarak, insanlara ve yaşama geniş perspektiften bakmayı sağlar.

Yorumlar

Yorum Gönder

 

Son Yorumlar

Hamide ulutaş

(Kadın ve Dize / Şiir - İngilizce (Çeviride))

Yüzlerce kitap okudum leyla ...

Emine ERDOGDU

( Sezai Karakoç’un Leylâ ile Mecnun’u)

Su an bu kitabi okuyorum. Tek ...

İzzettin Oktay

(DENGBÊJLİK VE MEHMET UZUN)

Dengbêjlerden ilham alan ...

Aynur Engin

(Memê Alan Destanı)

Çocukluğum da annem ile ...

misafir

(“Sesi Tutsak Edemezsiniz” O Muhteşem Hayatınız)

Leyla hanim tek kelimeyle harika ...

Tweeter

Facebook

Leyla Mihrinaz Engin: Harf harf hece hece kelime kelime yanmak gerek...

ÇAĞDAŞ MEDYA | Basın | Yayın | Reklamcılık |